HIDIRELLEZ BAYRAMI ve ANLAMI


UMUDUN, BOLLUĞUN ve BEREKETİN MÜJDECİSİ

Coğrafyamızda farklı kültürler içinde canlılığını koruyan bir geleneksel etkinlik yaz başlangıcında 5-6 Mayıs tarihlerinde kutlanan “Hıdrellez” bayramıdır. 
Bolluk, bereket ve yardımın simgesi, ölümsüz kutsal kişi Hz. Hızır’ın karalarda başı sıkışan ve yardıma ihtiyacı olanlara, İlyas peygamberin ise denizlerde, deryalarda sorun yaşayanlara yardımcı olduklarına inanılır.
Bu iki kutsal kişinin yılda bir kere bir gül ağacı altında bir araya gelip söyleştikleri 5-6 Mayıs gecesi Hıdır-İlyas adının halk dilinde dönüştüğü HIDIRELLEZ bayramı olarak yaşanır.
Birçok başka inançta da benzerleri görülen HIDIRELLEZ (Ortodokslarda Aya Yorgi, Katolik Hristiyanlarda ise St. George etkinlikleri gibi) bayramı Anadolu’nun çoğu beldesinde bulunan HIDIRLIK adlı açık arazilerde eğlenceler, halk oyunları ve müzik ile kutlanır.

Ayrıca HIDIRELLEZ birçok toplu oyun, eğlence ve ibadetin de görüldüğü bir gündür.
Yörelere göre farklılaşmalar olsa da gençler arasında çok yaygın olan bir oyun şöyledir. Su dolu bir çömleğin içine herkes (özellikle gençler) kendisine ait yüzük, küpe, oya gibi ya da fesleğen, nane, mantıvar gibi kuru bir çiçek yani bir nişan atar, Bir başka çömleğe de değişik maniler konur. Çömlekler arife günü, yani 5 Mayıs günü, üzerleri örtülerek bir gül ağacının dibine bırakılır. Küpün üzerine bir kilit konulur ve sembolik olarak kilitlenir. Ertesi günü tekrar bir araya gelen kızlar, gül ağacının dibinden çömleği alırlar. Kilidi açarlar. Bir kişi nişanları, bir kişi de diğer çömlekteki niyetleri çekmeye başlar. Çekilen her mâni, çekilen nişanı çıkanın bahtına kabul edilir. Oyun nişanlar bitinceye kadar sürer. Umut, neşe, metanet, aşk, sevgi, şefkat, iyilik, kardeşlik, gurbet, vatan sevgisi bu oyunda söylenen manilerin temalarını oluşturur.

Hıdırellez gününde maya kullanmadan yoğurt çalınır. Yoğurdun tutması halinde eve Hızır´ın uğradığına inanılır.

Deliorman ve Dobruca yörelerinde Hıdırellez sabahı hayvan koşulmaz, süt kaynatılmaz, yumurta pişmez, ele makas, iğne alınmaz.

Tahtacılarda ise, Hıdırellez günü horozlar ötmeden suya girilip yıkanılması sevaptır. Hıdırellez günü gecesi bir tepsiye un elenir ve el değdirilmeden üzeri kapatılır. Sabah açıldığında unun üzerindeki şekil gelecek kısmet olarak yorumlanır.

Hıdırellez Bayramı, toplumun moral unsuru, umudu, yaşama zevki, yaza giriş bayramı olarak güzel bir dostluk, sevgi ve birliktelik etkinliğidir.


Hıdırellez zengin kültür değerlerinin oluştuğu bir şenliktir

Anadolu inanışlarına göre yaz, Hıdırellez şenlikleri ile başlar. Halk arasındaki yaygın inanca göre, Hızır ile İlyas’ın bir araya geldikleri ya da buluştukları gündür. HıdIrellez kavramı da iki ismin birleşmesinden ortaya çıkmıştır. Hıdrellez, hem dini hem de yüzyıllardır kültürel bir anlam ifade eder ve çeşitli adetlerle kutlanır. Bu yazıda, Prof. Dr. Erman Altun, “Türk Halk Kültürü’nde Hıdırellez” adlı makalesinden Hızır’ın tarihinden ve çeşitli inançların ve kültürlerin harmanlanmasından meydana geldiğini örneklendireceğiz. Aynı zamanda Maltepe Cemevi dedesi Zeynel Tan’dan Hıdrellez adetlerini dinleyeceğiz.

Prof. Dr. Erman Altun, “Türk Halk Kültürü’nde Hıdırellez” adlı makalesinde, İslamiyet öncesi Türk kültüründe bahar bayramları olduğunu ifade ederek, Hıdırellez’in Türk kültürü içindeki yerini ve İslami değerlerle harmanlanmasını şu şekilde belirtiyor:

“Hıdrellez bahar bayramı niteliğinde kutlanan mevsimlik bayramlarımızdandır. Türk kültürü içinde canlılığını koruyan geleneklerden biri de ‘Hıdrellez’ dir. Hıdrellez geleneği, bir bayram olarak bütün Türk milletinin topluca katıldığı, kutladığı, bir takım töreleri yerine getirdiği bir bahar bayramıdır. Bu tarih kışın bitişi yazın başlangıcı, yılbaşı olarak kabul edilir. Rûz-ı Hızır (Hızır’ın günü) olarak adlandırılan Hıdrellez günü, Hızır ve İlyas sözcükleri birleşerek halk ağzında Hıdrellez şeklini almıştır. Hıdrellez'de yaşlılar yeni bir yıla erişmenin, yetişkinler geçimleri için gerekli olan hayvansal, bitkisel bolluk ve berekete kavuşmanın, gençler ve çocuklar da eğlenmenin tadını çıkarırlar. Hızır ve İlyas çevresinde oluşan efsanelerle Hıdrellez adı, sosyokültürel bir sembol halini almıştır. Böylece, pratiklerde ifade edilen dileklerin kabulü için sihri-dini bir zemin yaratılarak eski Türk yaşamının ve dolayısıyla inanç sisteminin dini-büyüsel pratiklerine İslâmî renkler verilmiştir.”

Altun, Hıdrellez’in çeşitli inançlarla ile beslenerek bugüne geldiğini ve farklı bölgelerde farklı isimlerle anıldığını belirtir:
“Çağlar boyu süregelip zengin kültür değerlerinin oluştuğu Hıdrellez, çeşitli adlarla kutlanmaktadır. Hıdrellez Anadolu’da ‘Hıdrellez’, Dobruca’ya yerleşmiş bulunan Kırım Türkleri arasında ‘Tepreş’, Makedonya’da ‘Ederlez, Edirlez, Hıdırles’ gibi adlarla bilinmektedir. Hıdrellez geleneği bahar bayramı niteliğinde kutlanan Orta Asya kültürü (Şamanizm), eski Anadolu kültürü (bolluk-bereket törenleri, ölümsüzlük), İslâm kültürü (Hızır İlyas motifi) ve Ortak Balkan Kültürü ile beslenmiş zengin kültür değerlerinin oluştuğu bir şenlik tören ve bayram bütünüdür.”

Altun, aynı zamanda toplumda Hızır’a yüklenen bazı özellikler olduğunu belirtir ve bunları şöyle sıralar:
”Hızır zor durumda kalanların yardımına koşarak insanların dileklerini yerine getirir. Kalbi temiz, iyilik sever insanlara yardım eder.Uğradığı yerlere bolluk, bereket, zenginlik sunar. Dertlere derman, hastalara şifa verir. Bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini, insanların kuvvetlenmesinin sağlar. İnsanların şanslarının açılmasına yardım eder. Uğur ve kısmet sembolüdür. Mucize ve keramet sahibidir.”

Zeynel Tan, Hıdrellez’in anlamını anlatarak konuşmasına şöyle başladı:
“Kültürün oluşmasında, gelenekler, görenekler ve inançlar önemlidir. Hıdrellez de bunlardan biridir. Hz.Hızır karada, darda ve zorda olana yardım eden; Hz.İlyas da deryada, darda ve zorda olana yardım edendir. Hz. Hızır karadan, Hz. İlyas da denizden gelir ve bir araya gelerek gül ağacının altındaki sohbetleri  Hıdrellez’i oluşturur. 5 Mayıs akşamı kutlanmaya başlar ve 6 Mayıs’ta devam eder.”

Tan, Hıdrellez kutlamalarının yapıldığı yerleri ve yenen yiyecekleri anlatarak; kendi çocukluğundan bir anısını anlattı:
“Kutlamalar yeşil ağaçların altında veya su kenarlarında yapılır. Buna Hıdırlık denilir. Baharın ilk kuzusunun eti yenilerek şifa bulunacağına inanılır.Büyüklerimiz kağnı arabalarına erzakalrı, kuzuları koyarak tepelere çıkarlar. Çocukluğumda hatırlıyorum. O tepede, senenin ilk sağlam koyunu ve keçisinden alınan süt ile pişen kuzu yemiştim. Hayatımda bir daha o kadar lezzetli bir et yemedim. Süt ile etin bu kadar mükemmel olacağını düşünmemiştim.”

Tan, daha sonra Hıdrellez kutlamalarında yapılan çeşitli adetlerden bahsetti:
 “Kırlarda bir araya gelinerek otlar toplanılır. Gençleşmek ve güzelleşmek için toplanan otlar kaynatılarak aynı suyla kırk gün yıkanılır. O gün Hızır’ın uğrayacağı düşünülerek; evlerin ve kilerlerin kapıları ile cüzdanlar açık bırakılır. Hızır eve uğrarsa o eve şefkat, kilere uğrarsa bereket, cüzdana da para geleceğine inanılır.

Hıdrellez, aynı zamanda bir sonraki sene için dileklerin dilendiği bir bayramdır. Zeynel Tan, bu dilekleri ve yapılış şekillerini şu şekilde anlatarak; konuşmasını sonlandırdı:
“Dilekler dilenir ve gül ağacının altına ekilir. Ne diliyorsanız, onun bir maketini andıracak şekilde gül ağacının altına koyarsnız. Dilekler dilendikten sonra, sıra ateşe gelir. Ateş üstünden atlayan insanların günahlarından arınacağına inanılır.Evlilik çağına gelmiş gençler bir barkaçın (büyük kazan) etrafında toplanır. Gençler ellerine metal alırlar ve barkaça bakmadan ellerindeki metali atarlar. Kimin metali kimin metalinin üzerinde durursa; onunla evlilik yapacağı düşünülür. “